Orijinalini görmek için tıklayınız : KÜltÜr _ Sanat
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, "Bütün müminler Müslümanlık adı altında birleşirler, mezhepleri, bölgeleri, ırkları, cinsleri, cinsiyetleri, kültürleri, vatanları, ülkeleri ne olursa olsun" dedi. Hz. Muhammed'in su içtiği tas Topkapı Sarayı Müzesi ve Türk Kadınları Kültür Derneği (TÜRKKAD) İstanbul Şubesinin ortaklaşa düzenledikleri "Osmanlı Devleti'nde Ehl-i Beyt Sevgisi" adlı sergi, Topkapı Sarayı Mukaddes Emanetler Bölümü'nde açıldı.
Bardakoğlu, açılışta yaptığı konuşmada Ehl-i Beyt sevgisinden nasibini almaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, geçen yıl bu zamanlarda açılan "Bir Kul Bir Resul" adlı sergi ile yaklaşık 60 bin kişinin Ehl-i Beyt sevgisiyle buluştuğunu söyledi.
Topkapı Sarayı Müzesi Müdürlüğü ile TÜRKKAD'ın çok anlamlı ve hayırlı bir iş yaptığını belirten Bardakoğlu, "Bizim tarihimiz hep peygamber sevgisi etrafında örülüdür. Şiirimiz, edebiyatımız, mimarimiz, milletçe hafızamız hep Peygamber ve Ehl-i Beyt sevgisi üzerine kurulmuştur. Estetik dünyamızdan Peygamber sevgisini çıkardığımız vakit geriye pek bir şey kalmaz" diye konuştu.
Bardakoğlu, Hz. Muhammed'in, İslam dininin tebliğinde, Kur'an-ı Kerim ve İslam'ın gelmesinde büyük rol oynadığına işaret ederek, Müslümanlar'ın ona itibar etmeyi dindarlıklarının rehberi ve öncüsü saydıklarını kaydetti.
Hz. Peygamber'in bıraktığı her türlü hatıranın Müslümanlar için önemli olduğunu ifade eden Bardakoğlu, serginin insanların gönlündeki Peygamber ve Ehl-i Beyt sevgisini artıracağına inandığını söyledi.
Bardakoğlu, şunları kaydetti:
"Birleşmemizin, bütünleşmemizin bir parametresi de Hz. Peygamber ve Ehl-i Beyt sevgisi olmalıdır. Bu itibarla Osmanlı'dan devraldığımız bu sevgiyi milletçe aramızda yaşatmalıyız. Hz. Peygamber'in getirdiklerini, dediklerini, yaptıklarını daha yakından anlamalıyız. O'nun sevgisi, Ehl-i Beyti'nin sevgisi bizim için bir yol açıcı, bir rehber ve bizi birleştiren ortak bağlardan biri olmalı. Bütün müminler Müslümanlık adı altında birleşirler, mezhepleri, bölgeleri, ırkları, cinsleri, cinsiyetleri, kültürleri, vatanları, ülkeleri ne olursa olsun..."
Bir gazetecinin, "Konuşmanızda birlik ve bütünlüğe dikkat çektiniz. Bu, Alevi dünyasına sıcak bir mesaj kabul edilebilir mi?" şeklindeki sorusunu da Bardakoğlu, şöyle yanıtladı:
"Birliğe millet olarak ihtiyacımız var. Tarihteki tecrübelerimiz bize hep aynı birliği gösteriyor. Tabii Peygamber ve Ehl-i Beyt sevgisi bu birliğin ana unsurlarından bir tanesidir. Bu serginin, toplumsal birlik ve bütünlük açısından çok önemli bir eksiği tamamladığına yürekten inanıyorum."
Diğer konuşmalar
Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü Hilmi Aydın, Osmanlı Devleti'nin, kuruluşundan itibaren Hz. Muhammed'e duyulan sevgiyi Ehl-i Beyt'e de gösterdiğini söyledi.
Aydın, Osmanlı döneminde peygamber soyundan gelenlere duyulan saygı ve sevgiden bahsederek, padişahların Hz. Muhammed ve Ehl-i Beyt'e ait hatıraları yüz yıllarca özenle saklayarak günümüze ulaşmasını sağladıklarını kaydetti.
TÜRKKAD İstanbul Şubesi Başkanı Cemalnur Sargut da insanların başarılarının arkasında "Allah'ın sevgililerinin" gücü olduğunu belirterek, Ehl-i Beyt'i sevmenin Allah'ın bir lütfü olduğunu dile getirdi.
"Peygamber soyundan geldiği" belirtilen Rauf Tav ise "tek bir ümmet olduğunu, ancak bölünmeler gördüğünü" ifade ederek, "Hakikat, Allah bir, Kur'an bir, Hz. Muhammed bir. İhtilaf nerede? Neden Şii, Sünni, Alevi olsun?" dedi.
Konuşmaların ardından Ali Bardakoğlu, Hilmi Aydın ve beraberindekiler kurdele keserek açılışını yaptıkları sergiyi gezdi.
Serginin küratörü Sevgi Ağca, Bardakoğlu ve beraberindekilere sergilenen eserler hakkında bilgi verdi.
Bardakoğlu, ziyaretçi defterini de yazarak imzaladı.
Eyüp Belediyesi mehter takımının konser verdiği açılışta, davetlilere saray şerbeti ikram edildi.
Açılışa, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay kutlama mesajı gönderdi.
Sergi
Sergide, Hz. Fatma'nın hırkası, Hz. Fatma'ya atfedilen seccade, Hz. Hüseyin'in cübbesi, Hz. Ali'nin kılıcı, Kerbela toprağı, Hz. Peygamber'in su içtiği tas gibi müzede korunan, ancak teşhir edilmeyen eserler yer alıyor.
Sergi, 24 Kasım tarihine kadar ziyaret edilebilecek.
Üsküdar Belediyesi tarafından bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen ve kısa bir süre önce kaybettiğimiz Suna Pekuysal'ın anısına verilen İsmail Dümbüllü ödülleri düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Rüştü Asyalı özellikle "Keloğlan" tiplemesiyle sinema severlerin gönlünde taht kurmuştu İlgili Haberler
"Türk sinemasında 'jön' devri kapandı"
"120" Zafer Haftası'nda yeniden vizyonda
Türk oyuncu Ayça Damgacı'ya ödül
Belgeseli engelleyen Başkana dava
Türk sinema ve müzik tarihi burada
"İsmail Dümbüllü Özel Ödülü" Rüştü Asyalı'ya, "Yaşam Boyu Onur Ödülü" ise yılların sanatçısı Metin Akpınar'a verildi.
Bağlarbaşı Kültür Merkezi'nde düzenlenen gecede sahnelerin ve televizyonların tanınmış simalarının katıldığı bir tören ile sahiplerine verildi.
Bir ay önce kaybettiğimiz usta tiyatrocu Suna Pekuysal'a ithafen gerçekleştirelen tören de konuşan Jüri üyesi Zihni Göktay, "Bu sene bizim için biraz buruk oldu. Suna Pekuysal'ı toprağa verişimiz tam bir ay oldu. Benim için çok önemli birisiydi Türk Tiyatrosunda. Hem mahalle arkadaşımdı Fatih'ten, hem de 14 yıl Lüküs Hayat Opereti'nde yan yana oynadık. 3.'üncüİsmail Dümbüllü Ödüllerini ona ithaf ettiğimiz için ayrıca Üsküdar Belediye Başkanı Mehmet Çakır'a bir kez daha teşekkür ediyorum. Ayrıca Suna Pekuysal, İsmail Dümbüllü Ödülünü ilk alan kadın sanatçıdır" dedi.
Üsküdar Belediye Başkanı Mehmet Çakır ise grurlu ve aynı zamanda sevinçli olduklarını belirterek Üsküdar Belediyesi'nin sanata ve sanatçıya değer verdiğini söyledi. Suna Pekuysal'ı anmak için gösterilen sinevizyon görüntülerinin ardından ödül törenine geçildi. İlk olarak İsmail Dümbüllü Özel Ödülü Rüştü Asyalı'ya verildi. Yaşam Boyu Onur Ödülü'ne layık görülen Metin Akpınar rahatsızlığı nedeni ile geceye katılamadı.
Osman Tan Erkır'ın sunumu ile gerçekleştirilen törende diğer ödül alanlar ise şöyle;
*En İyi Tiyatro Oyunu Ödülü: Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz / İstanbul Şehir Tiyatroları
*En İyi Tiyatro Yönetmeni Ödülü: Şakir Gürzumar / Bir Şehnaz Oyun
*En İyi Erkek Tiyatro Oyuncusu Ödülü: Mert Turak / Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
*En İyi Kadın Tiyatro Oyuncusu Ödülü: Vahide Gördüm / Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler
*En İyi Sinema Filmi Ödülü: Ara
*En İyi Sinema Yönetmeni Ödülü: Ümit Ünal / Ara
*En İyi Erkek Sinema Oyuncusu Ödülü: Çetin Tekindor / Ulak
*En İyi Kadın Sinema Oyuncusu Ödülü: Saadet Işıl Aksoy / Yumurta
*En İyi TV Dizisi Ödülü: Elveda Rumeli / Serdar Akar
*En İyi Erkek TV Dizisi Oyuncusu Ödülü: Erdal Özyağcılar / Elveda Rumeli
*En İyi Kadın TV Dizisi Oyuncusu Ödülü: Melisa Sözen / Bıçak Sırtı
Törenin ardından son günlerin popüler grubu Mahşer-i Cümbüş canlı gösterileri ile geceye renk kattı.
MTV Avrupa Müzik Ödülleri'nde Türkiye’yi Avrupa’da temsil edecek 5 isim belirlendi: Hande Yener, Sagopa Kajmer, Hayko Cepkin, Emre Aydın ve Hadise... İlgili Haberler
İsveç basınından Taksim Trio'ya özel ilgi
Madonna yıllara meydan okuyor
George Michael'ın "final" konseri
1994 yılından bu yana düzenlenen MTV Avrupa Müzik Ödülleri Töreni, bu yıl da izleyici oyları ile sahiplerini bulacak.
Her yıl Avrupa'nın bir başka büyük şehrinde düzenlenen bu dev organizasyonda MTV Türkiye, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Türkiye'yi ve Türk müzik piyasasını temsil edecek.
Geçtiğimiz yıllarda Madonna, Britney Spears ve Amy WineHouse gibi dünyaca ünlü sanatçıların, gerek performans gerekse sunumları ile katıldığı MTV Avrupa Müzik Ödülleri Töreni, 6 kasım'da, efsane grup Beatles'ın doğduğu şehir olan ve 2008 Kültür Başkenti seçilen Liverpool'da gerçekleştirilecek.
Geçtiğimiz yıl Ceza'nın kazandığı "En İyi Türk Sanatçı" ödülünün sahibi, bu yıl da Türk halkının oylarıyla belirlenecek.
MTV Türkiye tarafından seçilen adayların seçilme gerekçeleri şu şekilde açıklandı:
Hande Yener Türkiye’nin Electonic- Dance müzik kulvarında farklı tarzı ve cesaretli tavrıyla son dönemde en çok dikkati eken isim olduğu için...
Sagopa Kajmer hip hop - rap müziğin ülkemizdeki en önemli temsilcilerinden biri olduğu için...
Hayko Cepkin nu-metal’in ilk ve en yenilikçi ismi olduğu için...
Hadise R&B’nin Avrupadaki Türk temsilcisi olduğu için...
Emre Aydın ise pop-rock’ın başarılı müzisyeni olarak bu listede yerlerini aldılar.
MTV Avrupa Müzik ödüllerine katılma şartlarından birisi de adayın 2007-2008 arasında herhangi bir yeniliğe imza atmış olması gerekiyor.
Yapılacak oylama sonucu "En İyi Türk Sanatçı" ödülünün sahibi olan grup ya da sanatçı, diğer ülke birincileri ile birlikte "Avrupa'nın En İyi Sanatçısı" ödülünün sahibi olabilmek için yarışacak.
Müzik Ödülleri için özel olarak kurulmuş olan resmi siteden Avrupa’nın en iyisini belirlemek için herkes oy kullanabilecek.
http://ema.mtv.com.tr adresinden desteklediğiniz sanatçıya oy verilebileceksiniz.
6 Kasım gecesi MTV Avrupa Müzik Ödülleri gecesinde MTV Türkiye’den de canlı olarak yayınlanacak.
Dünya'nın bir numaralı müzik televizyonu olan MTV, dünyanın 168 bölgesinde, 23 farklı dilde yayın yapıyor.
Türk sinemasının Oscar'ı: "Altın Portakal"
45'inci Antalya Altın Portakal Film Festivali, 10-19 Ekim tarihleri arasında seyircilerle buluşacak. İlgili Haberler
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Antalya Belediyesinde belediye tabibi olarak çalışan ve sanata düşkünlüğü ile tanınan, 1963 yılında da belediye başkanı seçilen Avni Tolunay'ın öncülüğünde 1964'te ulusal olarak başlayan Altın Portakal Film Festivali, ilginin büyük olması nedeniyle geleneksel hale getirildi.
Misyonu Türk sinema sektörünü maddi ve manevi desteklemek, Türk film yapımcısını nitelikli yapıtlar üretmeye teşvik etmek olarak belirlenen festival, sinema dünyasında yarattığı heyecan ile bir anlamda "Türkiye'nin Oscar'ı" haline geldi.
Avni Tolunay'ın başkanlığı süresince kesintisiz devam eden Altın Portakal Film Festivali'nin bayrağını, 1973 yılında belediye başkanlığına seçilen Selahattin Tonguç devraldı.
1978 yılında plastik sanatları da bünyesine alan festival, bu dalda uluslararası olarak gerçekleştirildi.
1979 yılında düzenlenen 16'ncı Antalya Altın Portakal Film Festivali, Sansür Kurulunun yarışmaya katılan bazı filmleri yasaklayıp, bazı bölümleri de sansürlemek istemesi üzerine protesto edildi.
Tüm yapımcılar festivalden çekilme kararı alırken, o yıl sadece kısa metraj film yarışması gerçekleştirildi. 17'nci Altın Portakal Film Yarışması ise, 12 Eylül 1980 askeri müdahalesi nedeniyle yapılamadı.
Festival, 1985 yılından sonra, dönemin Antalya Belediye Başkanı Yener Ulusoy öncülüğünde kurulan Antalya Kültür Sanat Turizm Vakfı (AKSAV) tarafından organize edilmeye başlandı.
Yener Ulusoy, 1985 yılında festivale "Akdeniz Akdeniz" adlı uluslararası müzik yarışmasını da ekleyerek, yeni bir boyut kattı.
Festival, 1995 yılında Antalya Büyükşehir Belediyesi önderliğinde kurulan Altın Portakal Kültür ve Sanat Vakfı (AKSAV) ile kurumsal bir yapıya kavuştu.
Vakıf, 2002 yılının eylül ayından bu yana da Antalya Kültür Sanat Vakfı adıyla hizmet veriyor.
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel'in 2004 yılında AKSAV Başkanlığına seçilmesiyle birlikte, bünyesine Avrasya Film Festivali'ni de katan Altın Portakal, uluslararası platformda boy göstermeye başladı.
Festivalin "en"leri
Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde mücadele eden uzun metraj film yarışmasında dağıtılan ödüller, sinema dünyası için her zaman "prestij simgesi" oldu.
Zaman zaman ödül alamadığı için tepki gösteren aktör, aktris ve yönetmenleriyle gündeme gelen Altın Portakal'da, bazı isimler ise birden fazla kez ödülü almaya hak kazandı.
Altın Portakal'ın en fazla ödül alan yönetmeni, sinema dünyasının duayenlerinden Atıf Yılmaz oldu. Ünlü yönetmen, 6 kez Altın Portakal heykelciğini aldı.
Atıf Yılmaz'ın ardından Ömer Kavur 4 kez, Halit Refiğ ve Türk sinemasında olduğu kadar yurt dışındaki başarılarıyla da isminden sıkça söz ettiren Nuri Bilge Ceylan 3'er kez "En İyi Yönetmen" ödülünün sahibi oldu.
"En İyi Kadın Oyuncu" ödülünü ise Hülya Koçyiğit 5, Türkan Şoray 4, Fatma Girik, Hale Soygazi, Nur Sürer ve Müjde Ar ise 2'şer kez aldı.
44 yıllık festival tarihinde en çok "En İyi Erkek Oyuncu" ödülünü alan isim ise Tarık Akan oldu.
Tarık Akan 6, Fikret Hakan 3, Yılmaz Güney, Cüneyt Arkın, Genco Erkal, Hakan Balamir, Ekrem Bora, Mehmet Aslantuğ, Şener Şen ve Erkan Can da bu unvana 2'şer kez layık görüldü.
Festivalde "En İyi Senaryo" ödülünü 4 kez Yavuz Turgul, 3 kez Sadık Şendil alırken, Vedat Türkali, Umur Bugay ve Erol Keskin ise 2'şer kez bu ödülün sahibi oldu.
Dünya yıldızları Antalya'da
Antalya Altın Portakal Film Festivali, 2004 yılında Avrasya Film Festivali'ni bünyesine katınca, sinema sektöründe dünyaca tanınan isimler de Antalya'ya gelmeye başladı.
Geçen yıl, sinema tarihin en önemli filmleri arasında gösterilen "The Godfather-Baba" filminin yönetmeni Francis Ford Coppola, dünyaca ünlü yönetmen Nicolas Roeg ile ünlü oyuncular Sophie Marceau, Christopher Lambert, Rossif Sutherland gibi yıldızlar Antalya geldi.
Bu yıl da, Avrasya Film Festivali'nin jüri başkanlığını da yapacak "Temel İçgüdü", "Robocop" gibi filmlerin yönetmeni Paul Verhoeven, İranlı yönetmen Majid Majidi, "Son İmparator", "İkiz Tepeler" gibi filmlerin ve festivalde seyirci karşısına çıkacak "ZhanG-Ke" imzalı "24 City"nin yıldızı ünlü oyuncu Joan Chen gelecek.
"Yüzüklerin Efendisi" üçlemesinin küçük Hobbit'i, İskoç oyuncu Billy Boyd, Krzysztof Kieslowski'nin "Dekalog", "Veronik'in İkili Yaşamı", "Üç Renk" gibi filmler için yaptığı müziklerle tanınan Zbigniew Preisner, "İngiliz Hasta", "Da Vinci Şifresi" filmlerinden tanınan Alman asıllı ünlü oyuncu Jürgen Pronchow da Antalya'ya gelmesi beklenenler arasında yer alıyor.
Yarışacak filmler
Türkiye Sinema ve Audiovisuel Kültür Vakfı (TÜRSAK) ve Antalya Kültür Sanat Vakfı'nın (AKSAV) işbirliği ile gerçekleştirilecek festivalin ulusal uzun metraj yarışma filmleri de belli oldu.
Festivale bu yıl belgesel dalında 87, kısa metrajlı 236 ve uzun metrajlı 34 film başvurdu. Atilla Dorsay, Mithat Alam, Serap Aksoy, Erkan Aktuğ, Tevfik Başer, Necip Sarıcı, Fehmi Yaşar, Ziya Öztan ve Muammer Brav'dan oluşan ön seçici kurulun izlediği 34 ulusal uzun metraj filmden 16'sı, 45'inci Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde yarışmaya hak kazandı.
45'inci Altın Portakal Ulusal Uzun Metraj Yarışma Filmleri şöyle:
"Başka Semtin Çocukları" (Aydın Bulut), "Üç Maymun" (Nuri Bilge Ceylan), "Gökten Üç Elma Düştü" (Raşit Çelikezer), "Hayat Var" (Reha Erdem), "İki Çizgi" (Selim Evci), "Son Cellat" (Şahin Gök), "Gölge" (Mehmet Güreli), "Pazar" (Ben Hopkins), "Ulak" (Çağan Irmak), "Süt" (Semih Kaplanoğlu), "Gitmek" (Hüseyin Karabey), "Vicdan" (Erden Kıral) "Bunu Gerçekten Yapmalı Mıyım?" (İsmail Nemci), "Dilber'in Sekiz Günü" (Cemal Şan), "Pandora'nın Kutusu" (Yeşim Ustaoğlu), "Nokta" (Derviş Zaim).
Tunca Arslan, Ömer Tuncer ve Ertuğrul Karslıoğlu'nun ön seçici kurulda yer aldığı belgesel filmlerden 27'si de bu yıl Ulusal Belgesel Film Yarışması'nda ana jürinin değerlendirmesine sunulacak.
45'inci Altın Portakal Ulusal Belgesel Yarışma Filmleri şöyle:
"4857" (Petra Holzer-Selçuk Erzurumlu-Ethem Özgüven), "Adakale Sözlerim Çoktur" (İsmet Arasan), "Ağıtçı Kadınlar" (Erdal Özbek-Hüseyin Karaçelik), "Anadolu'nun Kayıp Şarkıları" (Nezih Ünen), "Abdallığın Binasını Sorarsan" (Candan Murat Özcan-Hacı Mehmet Duranoğlu), "Bana Bak" (Ayla Gottschlich), "Bir Gençlik Hikayesi" (Erinç Ulusoy), "Bir Roman Nefesi: Ergün Şenlendirici" (Sedat Yapıcı), "Biz Siz Onlar" (Aylin Eren-Çağdaş Kaya), "Bossert'in İzinde" (Müjgan Taner), "Breath" (Cüneyt Birol), "Ekmek Denizin Dibinde" (İbrahim Yozoğlu), "Gönlümün Sağ Alt Köşesi ZAP" (Kurtuluş Zeydan), "Hayatın Ritmi: Aksak" (Yasin Ali Türkeri), "İşkenceye Tolerans" (Armağan Pekkaya-Umut Kol), "Kayıp Otobüs" (Fevzi Tanpınar), "Lilit'in kız kardeşleri" (Emel Çelebi), "Mevlana Aşkın Dansı" (Kürşat Kırbaz), "Nazım'ın Küba Seyahati" (Çağrı Kınıkoğlu-Gloria Rolando), "Otel Odaları" (Sevinç Yeşiltaş), "Pembe Gri" (Emre Yalgın), "Son Kumsal" (Rüya Arzu Köksal), "Son Savaşçı" (M. Cengiz Tünay), "Tarihin Hızlandırıldığı Ada" (Can Sarvan), "Trans Asya" (Bingöl Elmas), "What About London" (Rıza Kıraç), "Yarına Bir Harf" (Hakan Aytekin).
İsa Çelik, Alper Maral ve İhsan Yılmaz'dan oluşan Kısa Metrajlı Film Yarışması Ön Seçici Kurulu'nun izlediği 236 kısa metrajlı filmden ise 25'i festivalde yarışacak.
45'inci Altın Portakal Kısa Metraj Yarışma Filmleri şunlar:
"2 Hit Combo" (Gökhan Okur), "Anoptikon" (Özgün Dilek-M. Şakir Aslan-Burkay Doğan), "Babamın Cennetinde" (Cenk Ertürk), "Bekleyiş" (Altan Yücel), "Bir Kaplumbağa ile Tavşan Hikayesi" (Abdulbaki Yavuz), "Butimar" (Erol Mintaş), "Darbe" (Eray Mert), "Dilberler'in Düğünü" (Burkay Doğan), "Evladiye" (Eray Mert), "Feryat" (Caner Erzincan), "Gemeinschaft" (Özlem Akın), "Güvercin Taklası" (Seyfettin Tokmak), "Hüküm" (Rezan Yeşilbaş), "Kafes" (Erdem Tepegöz), "Kağıttan Hayatlar" (Savaş Baykal), "Müdahale" (Özgür Görgün), "Müzik Defteri" (Serkan Yıldırım), "Neden Ben?" (Mehmet Aslan), "Polis" (Cemil Ağacıkoğlu), "Sanat Düşmanı" (Eray Mert), "Sardunya" (Mustafa Emin Büyükcoşkun), "Sek" (Serdar Eren), "Şah Mat" (Sıla Ünlü), "Tutunamayanlar" (Savaş Baykal), "Yokuş" (Mehmet Can Mertoğlu).
Avrasya Film Festivali
Antalya Altın Portakal Film Festivali'nin dünyaya açılan yüzü Uluslararası Avrasya Film Festivali'nin 4'üncü yılında, festivalin yarışma bölümününde bu yıl 2'si Türk, toplam 12 film yarışacak.
4'üncü Uluslararası Avrasya Film Festivali Yarışma Bölümü'nde "En İyi Film" ve "En İyi Yönetmen" ödülleri için yarışacak Türk filmlerinden biri, Nuri Bilge Ceylan'ın 61'inci Cannes Film Festivali'nde "En İyi Yönetmen" kategorisinde Altın Palmiye ödülü kazanan ve 81'inci Akademi Ödülleri'nde Türkiye'yi temsil etmeye hazırlanan filmi "Üç Maymun".
Uluslararası Avrasya Film Festivali yarışma bölümünde yarışacak ikinci Türk filmi ise Özcan Alper imzalı "Sonbahar".
İsrailli yıldız Ronit Elkabetz ve kardeşi Shlomi Elkabetz'in birlikte yönettiği ve Kudüs Film Festivali'nde "En İyi Film" ve "En İyi Kadın Oyuncu" ödüllerine layık görülen "Yedi Gün", modern Alman sinemasının ünlü yönetmenlerinden Christian Petzold'un yeni filmi "Jericow", edebiyata özgü duyarlılıkları beyaz perdeye aktarmasıyla tanınan Japon yönetmen Hirokazu Kore-edda'nın "Bitmeyen Yürüyüş", Çek yönetmen Bohdan Slama'nın yönettiği "Kasaba Öğretmeni" , Rashid Masharawi'nin yönettiği, Ramallah'ta yaşayan bir baba ve küçük kızı arasındaki ilişkiyi konu alan "İyi ki Doğdun Laila" da Uluslararası Avrasya Film Festivali'nde yarışan filmlerden bazıları.
Festivalin kortej geleneği
Antalya Altın Portakal Film Festivali'ne katılan sanatçıların halkla buluştuğu geleneksel kortej yürüyüşü ise, bu yıl 10 Ekimde Talya Convention Center önünden Konyaaltı Açık Hava Tiyatrosu'na kadar yapılacak.
Sanatçılar, saat 18.30'dan itibaren içinde bulundukları üstü açık araçlardan tramvay yolunu takip ederek Antalyalıları selamlayacakr. Açılış galası ise, Konyaaltı Açık Hava Tiyatrosu'nda yapılacak.
Galada ayrıca, Onur Ödülleri de sahiplerinin olacak. Gecede, "Antalya Altın Portakal Film Festivali Onur Ödülü" Sinema Eserleri Sahipleri Meslek Birliği (SESAM) Başkanı Yılmaz Atadeniz'e, "Yıldırım Önal Anı Ödülü" Müşfik Kenter'e, Türkiye Sinema Emekçileri Sendikası (SİNESEN) tarafından belirlenen "Emek Ödülü" ise Işık Şefi Aydın Mesut Yurteri'ye verilecek.
Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği (ÇASOD) ve Sinema Oyuncuları Derneği (SODER) tarafından belirlenen ve bundan böyle her yıl verilecek "Sinema Başarı Ödülü"nün ilkinin sahibi ise Hülya Avşar olacak.
Gecede, sanatçı Candan Erçetin, Altın Portakal'a özel hazırladığı repertuvarla bir konser verecek. Festivalin kapanış galası ise, 19 Ekim'de, Aspendos Antik Tiyatrosu'nda yapılacak.
45. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde "En İyi Film" ödülünü Ben Hopkins'in "Pazar-Bir Ticaret Masalı" adlı filmi aldı. İlgili Haberler
Festivalde Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması'nın sonuçları açıklandı. Festivalde ödüller şöyle dağıldı:
En İyi Film: Pazar-Bir Ticaret Masalı (Ben Hopkins)
Altın Portakal SİYAD En İyi Film Ödülü: Hayat Var (Reha Demir)
Yurtiçi Kargo Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü: Nokta (Derviş Zaim)
Behlül Dal Digitürk Genç Yetenek Jüri Özel Ödülü: Aydın Bulut (Başka Semtin Çocukları)
En İyi Yönetmen: Derviş Zaim (Nokta)
En İyi Senaryo: Ben Hopkins, (Pazar-Bir Ticaret Masalı)
En İyi Müzik: Mazlum Çimen (Nokta)
En İyi Kadın Oyuncu: Nurgül Yeşilçay (Vicdan)
En İyi Erkek Oyuncu: Tayanç Ayaydın (Pazar-Bir Ticaret Masalı)
En İyi Sanat Yönetmeni: Türker İşçi (Başka Semtin Çocukları)
En İyi Görüntü Yönetmeni: Zekeriya Kurtuluş (Vicdan)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Övül Avkıran (Pandora'nın Kutusu)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Volga Sorgu Tekinoğlu (Başka Semtin Çocukları)
En İyi Kurgu: Mustafa Preşeva (Vicdan)
En İyi Laboratuvar: Fono Film (Gökten Üç Elma Düştü-Vicdan)
En İyi Saç ve Makyaj: Vicdan
En İyi Kostüm: Zeynep Sırlıkıya (Pazar-Bir Ticaret Masalı)
En İyi Ses Tasarımı-Miksaj: Nokta
En İyi Özel Efekt: Murat Balkan (Üç Maymun)
Gecede "En İyi Belgesel" ödülü İsmet Arasan'ın "Adakale Sözlerim Çoktur" adlı belgeseline, "Kısa Film Ödülü" Özlem Akın'ın "Gemeinschaft" adlı filmine, "Kısa Film Jüri Özel Ödülü" de Cüneyt Birol'un "Nefes" adlı filmine verildi.
Şahin ve Günay ödül töreninde konuştu
Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, törende yaptığı konuşmada, dünya ve Türk sinemasının ustalarını Antalya'da görmek ve onlarla birlikte olmaktan mutluluk duyduğunu söyledi. Şahin, "Bu bir sanat etkinliği. Birçok şey söylenebilir. Ama bir tek cümle, herhalde sayfalarca söylenecek her şeyi ifade edebilir. O da Büyük Atatürk'e ait. (Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir)" dedi.
Şahin, daha sonra "Nürnberg Mahkemeleri" ve "Bloom Kardeşler" adlı filmlerin başrol oyuncusu Maximilian Schell'e onur ödülünü verdi.
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay da Antalya Altın Portakal Film Festivali, Avrasya Film Festivali ve Film Marketi'ni başarıyla tamamlamanın gururunu paylaştığını söyledi.
Sinemanın artık "Türkiye'nin dışa açılan kapısı" olduğunu belirten Günay, "Bu kapılardan en önemlilerinden birisi, büyük övünçle tanıttığımız, dünyanın en güzel şehri demekte abartı görmediğimiz Antalya'dır. Antalya artık sinema dünyasının önemli marka etkinliklerinden birisine adını verdi. Bu etkinliği bu noktaya getiren bütün arkadaşlarımı kutluyorum" dedi.
Günay, bugün itibariyle dünyada 4 bin Türk filminin gösteriminin gerçekleştiğine dikkati çekerek, "Türk filmlerini evrensel kılmak için önümüzdeki yıl 30 ülke ve 35 şehirde Türk Filmleri Haftası yapacağımızı bir müjde olarak sizlerle paylaşmak istiyorum" diye konuştu.
Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, sinemanın hayat olduğunu belirterek, Antalya Altın Portakal Film Festivali'nin 45 senedir Türk sineması, 4 senedir de dünya sinemasına güç verdiğini söyledi.
Türel, "Bu festival, dünyanın yıldızını Antalya'da buluşturuyor. Bu festival Türkiye'nin Oscar'ı diye adlandırılıyor. Bu festival Türk sinema endüstrisinin kapılarını dünyaya açıyor. Bu festivalde ödül kazanmak büyük bir heyecan yaratıyor. Bu festival dünyada ve Türkiye'de aylarca konuşuluyor. Gerçekten çok mutluyum. Bugün geldiğimiz bu nokta, yeni bir değişimin kararını vermedeki stratejimizin doğruluğunu gösteriyor" şeklinde konuştu.
Türel, "Siyam Balığı", "9,5 Hafta" gibi filmleriyle tanınan, son olarak "Güreşçi" filmiyle uzun bir aradan sonra yeniden beyaz perdeye geri dönen Mickey Rourke'a "Onur Ödülü" verdi.
Kevin Spacey'e onur ödülü
Türkiye Sinema ve Audovisuel Vakfı (TÜRSAK) Başkanı Engin Yiğitgil, "Kültürleri birbirine bağlayan bir köprüyü adımladılar. Beyaz perdeye yansıyan din, ırk, kültür farklılıkları dünyaya gülmenin, yaratıcılığın ışığını taşıdı. 45 yıldır içtenlikle sahiplenen, festivali görkemiyle gelenek haline getiren herkese sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum" dedi.
Yiğitgil, konuşmasının ardından ilk onur ödülünü "Amerikan Güzeli" ve "Olağan Şüpheliler" gibi filmleriyle sinema tarihine adını yazdıran Oskar'lı aktör Kevin Spacey'e verdi. Ödül için teşekkür eden Spacey, Türkiye'ye ilk kez geldiğini ve Antalya'da bulunduğu iki günde çok özel deneyimler yaşadığını söyledi.
Kevin Spacey, sahneden, "Olağan Şüpheliler" filminde canlandırdığı Kaiser Soze rolünde olduğu gibi topallayarak ayrıldı.
Avrasya Film Festivali ödülleri
45. Antalya Altın Portakal Film Festivali ile birlikte düzenlenen 4. Uluslararası Avrasya Film Festivali'nin ödülleri de açıklandı.
Jüri Başkanı Paul Verhoeven, 12 filmi değerlendirirken kültürler arası etkileşimin zenginliğine hayran kaldığını söyledi. Yarışmada muazzam bir çeşitlilikle karşılaştıklarını belirten Verhoeven, "Bu çeşitlilik jürinin fikirlerine de yansıdı. Yoğun tartışmaların ardından jüri üyeleri kazananları belirledi" diye konuştu.
Festivalde "En İyi Yönetmen" ödülü "Bitmeyen Yürüyüş" adlı filmle Hirokazu Koreeda'ya verildi. Koreeda'nın ödülünü Matthew Modine aldı. Modine, "Hiç bu kadar gülmeye hazır ve bu kadar kolay gülen bir milletle karşılaşmamıştım" dedi.
"En İyi Film" ödülünün sahibi ise Karim Dridi'nin yönetmenliğini yaptığı "Khamsa" oldu. Film ekibi adına ödülü Tcheky Karyo aldı.
"Türkiye'de bulunduğumda hissettiğim coşkuyu ve duyguları paylaşmak için bir kaç cümle söylemek istiyorum" diyen Karyo, "Burada sokaklarda, her yerde babamı görüyorum. Türk erkeklerinin güzel enerjilerini, mizahlarını ve yüce gönüllerini hissediyorum" şeklinde konuştu.
Festivalde bu yıl ilk kez verilen Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) ödülünün sahibi ise "Üç Maymun" oldu.
NETPAC ödülünü, Özcan Alper'in "Sonbahar" adlı filmi aldı. Alper, filminde F tipi cezaevlerinde yaşananları anlattığını belirterek, "Ne yazık ki sokakta, dışarıda bizim kadar şanslı olmayan bir genç, karakolda ve cezaevinde dövülerek öldürüldü. Bu ödülü bizim kadar şanslı olmayan Engin Ceber'in annesine ithaf etmek istiyorum" dedi.
"Sinema Eleştirmenleri Ödülü"nü Derviş Zaim'in "Nokta" adlı filmi alırken, "Senaryo Geliştirme Ödülü"nün sahibi de "El Yazısı" adlı filmin senaristi Ali Vatansever oldu.
Gecede, "Piyanist" adlı filmle Oscar alan ünlü aktör Adrien Brody'e de katılımından dolayı Altın Portakal heykelciği verildi.
Eşref Kolcak'tan tartışmalı sözler
Gecede Türk sinemasının çınarları Muhterem Nur, Eşref Kolçak ve Yücel Çakmaklı'ya da onur ödülleri verildi. Törene Muhterem Nur katılamazken, Yücel Çakmaklı yaptığı konuşmada, bugüne kadar hep kamera gerisinde olduğunu ve ödül almaya alışık olmadığını söyledi.
Eşref Kolçak ise şöyle konuştu: "Yıllardır karşınızdayım, inşallah birkaç yıl daha karşınızda olacağım. Bu yıl sinemamız 90 yaşında. Ne mutlu bana ki ben bunun 64 yılını yaşadım. Bu 64 yılımı sinemanın kanunsuz zamanında yaşadım. Bu yıl sinemamız bir kanuna kavuştu. Yalnız beyin özürlüler tarafından hazırlanan bir kanunla karşılaştık. Hazırlanan kanunda yapımcı var, yönetmen, senarist, müzisyen, kameraman var, oyuncu yok efendim.
Sayın Bakan rica ediyorum. Bu beyin özürlülerin bizlere yakıştırdıkları bu kanunu değiştirin, kanunsuz olarak ölen bir çok arkadaşlarımızın hiç değilse ruhları rahatlasın. Benim ikinci bir 50 yılım yok. Hiç değilse ben de onlar gibi gözü açık ölmeyeyim. Beni bugünlere getiren tek şey, sizlerin sevgisi ve alkışı."
Kolçak'ın konuşmasının üzerine sahneye gelen Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, yasanın bu yıl değil, 2002 yılında çıktığını, eksiklikleri tamamlamaya çalıştıklarını söyledi.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı etkinliklerine Şişli belediyesi Turgut Özakman’ın ‘Şu Çılgın Türkler’ adlı kitabından uyarlanan ve aynı adı taşıyan oyunla katılıyor.
Samsun Sanat Tiyatrosu tarafından izleyicilerin beğenisine sunulan oyun, Turgut Özakman’ın Kurtuluş Savaşı’nın şimdiye kadar yazılmamış ayrıntılı ve çok yönlü hikayesini anlattığı kitabından özenle seçilmiş bölümlerden oluşuyor.
Haksız işgale karşı varıyla yoğuyla canıyla direnen Anadolu insanının gerçek belgelere dayalı öyküsünü okurken yaşanan heyecan, sahnede sizi o zamanlara götürüyor ve temposuyla bir kez daha özgürlük mücadelesinin ne kadar büyük ve zor olduğuna ikna ediyor.
Oyun ilk kez geçtiğimiz yıl 20 Ekim 2008 tarihinde Samsun’da sergilendi. 430‘uncu kez sergilenecek oyun, 28 Ekim 2008 tarihinde saat 20:30’da Şişli Belediyesinin katkılarıyla izleyicilerle buluşacak. 30 Ekim 2008’de ise Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde oynayacak..
Şu Çılgın Türkler resim sergisi
Şu Çılgın Türkler’in bir de sürprizi var. Tiyatro oyunlarını sergilerine taşımasıyla dikkat çeken Ressam Belma Yağmur, bu kez “Şu Çılgın Türkler” oyununu resmetti.
Sergide oyunda izleyiciyi heyecanın doruğuna ulaştıran sahneler bir kez de tuallerde gözler önüne serilecek.
Haldun Dormen Sahnesi fuayesinde gezilebilecek olan sergide oyunun en çarpıcı sahneleri yer alacak. Ressam Belma Yağmur, daha önce de 26 Kasım 2007’de tarihi Aya İrini Kilisesi’nde sergi açmıştı. Tuncay Özinel Tiyatrosu’nun “Yüzleşme” adlı oyununu tuvaline taşıyan sanatçı, oyunun sahnelendiği gün sanatseverlerin beğenisine sunulmuştu.
Emre Aydın, 15'inci MTV Avrupa Müzik Ödülleri'nde "Avrupa'nın En İyi Sanatçısı" ödülüne layık görüldü. 15'inci MTV Avrupa Müzik Ödülleri, İngiltere'nin Liverpool kentinde yapılan ödül töreniyle sahiplerini buldu.
Echo Arena'da düzenlenen ve 10 bin kişinin katıldığı törenin, 30 milyon kişi tarafından televizyondan izlendiği tahmin ediliyor.
MTV Avrupa Müzik Ödülleri'nde Emre Aydın, tüm ülkeleri geçerek birinci olmayı başardı. İngiltere birincisi, dünyaca ünlü şarkıcı Leona Lewis’i bile geride bırakan Emre Aydın artık Avrupa’nın En İyi Sanatçısı oldu.
Ödül alan Emre Aydın, dünyaca ünlü yıldızlar Beyoncé Knowles, The Killers, Kid Rock, Duffy, Pink, Take That, Tokio Hotel, SugaBabes, Solange Knowles, Grace Jones ile aynı sahneyi paylaşma şansını elde etti…
Ödülün hikayesi
En İyi Sanatçı'nın kimin olacağını belirlemek için 12 Ekim 2008 tarihinden bugüne tüm dünyadan gelen oylarla MTV Türkiye’nin adayı Emre Aydın olmuştu. Bu yolda önce Hadise, Sagopa Kajmer, Hayko Cepkin, Hande Yener ve Hadise’yi eleyerek MTV Türkiye birincisi olamayı başaran Emre Aydın, katılan 21 Avrupa ülke birincilerini bile geride bırakarak “Avrupa’nın En İyi Sanatçısı” oldu.
En iyi albüm ödülü Britney Spears'in
Törende, "en iyi albüm" ödülünü "Blackout" albümüyle alan Amerikalı şarkıcı Britney Spears "yılın sanatçısı" ödülünün de sahibi oldu.
Gecede 30 Seconds To Mars "Yılın En İyi Rock Grubu", grubun "Beautiful Lie" parçasına çektiği klip de "yılın en iyi klibi" seçildi.
Törende Kanye West "En İyi Hip-Hop Şarkıcısı", Tokio Hotel, "2008'in Yıldızı", Rick Astley "Tüm Zamanların En İyi Şarkıcısı", Pink'in "So What" adlı şarkısı "En İyi Şarkı" ödüllerine layık görüldü.
Gecede Onur Ödülü'nün sahibi olan efsanevi The Beatles grubunun eski üyelerinden Paul McCartney, yaptığı konuşmada, Barack Obama'nın ABD Başkanı seçilmesinden memnuniyet duyduğunu söyledi.
Ödülünü U2 grubunun solisti Bono'dan alan McCartney, The Beatles'ın diğer 3 üyesinden övgüyle bahsetti ve "yıllar önce burada Liverpool'da doğmuş 4 küçük çocuktuk. Fena işler yapmadık. Aileme, sizlere, İngiltere'deki herkese ve ABD'de Obama'ya oy veren herkese teşekkür ederim" dedi.
MTV Avrupa Müzik Ödülleri'nde kazananlar, izleyicilerin internet üzerinden ve kısa mesaj yoluyla verdikleri oylarla belirlendi.
Çatalca Belediyesi Kültür Merkezi
ÇOCUK OYUNU
Etkinlik : Çocuklar İçin
Yer : Çatalca Belediyesi Kültür Merkezi
Tarih : 08 Kasım 2008 Cumartesi Saat: 12:00
"Pollyanna"
Düzenleyen : Masal Gerçek Tiyatrosu
Etkinlik ücretsizdir.
POLLYANNA
Müzikli, danslı çocuk oyunu
Yazanlar: Reha Bilgen, Burcu Tekin
Yöneten: Reha Bilgen
Müzik: Zehra Belevi
Koreografi: Zehra Belevi
Kostüm: Marina Ayhan
Dekor: Mustafa Ateş
Oyuncular: Sanem Gençalp, Mana Uygur, Yeşim Egemen, Ezgi Aldemir,
Serhat Behramoğlu, Serhat Kaplan, Ahmet Sarsılmaz
Masal Gerçek Tiyatrosu, ünlü edebiyat klasiklerinden “Pollyanna”yı tiyatro izleyicisiyle buluşturuyor. Oyunun başkahramanı Pollyanna, teyzesinin yanında yaşamak zorunda kalır. Polly Teyze oldukça aksi ve sert bir ihtiyardır. Bu sert ve otoriter Teyze’nin aslında içinde oldukça sevecen bir insan yatmaktadır. Pollyanna’nın eğitimi konusunda titizlenmekte, onun görgü kurallarını öğrenip bir hanımefendi gibi yetişmesini istemektedir.
Teyzesinin yanına taşındığı ilk günlerde Pollyanna, evin hizmetçisi Nancy ile çok iyi arkadaş olur. Ona “mutluluk oyunu”nu öğretir. Mutluluk oyunu Pollyanna’nın bulduğu bir oyundur. Olumsuz bile olsa olaylardan mutlu olunabilecek bir şeyler çıkarmak üzerine kurulu bir oyundur.
Pollyanna bir gün sokakta yürürken ayağı bir şeye takılıp düşer. Dönüp baktığında bunun bir çocuk olduğunu görür. Jimmy sokaklarda yaşayan evsiz bir çocuktur. Tabii hemen arkadaş olurlar. Ayağı Jimmy’e takılıp düşen Pollyanna, mutluluk oyununu bir kez daha devreye sokar. Evet, düşmüştür ama Jimmy’i tanımıştır. Jimmy’nin evsiz olduğunu öğrenen Pollyanna ona teyzesinden bahseder. Teyzesinin kocaman bir evi olduğunu, bu evin bir odasını da Jimmy’e verebileceğini söyler. Ancak, bu o kadar da kolay değildir.
Pollyanna’nın eve kedi getirmesine bile izin vermeyen Polly Teyze elbette Jimmy’i de kabul etmeyecektir. Bunun üzerine Pollyanna ve Nancy, Jimmy’e kalacak bir yer bulmaya çalışırlar. Bu sırada Pollyanna’nın aklına bahçıvan Tom Baba gelir. Tom Baba bahçedeki kulübesinde yalnız yaşamaktadır. Oldukça yaşlı olduğu için de artık bahçe işlerini yeterince iyi yapamamaktadır. Jimmy’nin Tom Baba’ya yardım edebileceğini ve bu sayede de onun kulübesinde kalabileceğini düşünürler. Bunu Tom Baba’yla konuşurlar ve onu ikna ederler.
Pollyanna ve Jimmy bir gün sokakta oynarken, Jimmy’nin arkadaşlarıyla karşılaşırlar. Onlar da evsiz çocuklardır. Çocukların ellerinde enstrümanlar vardır. Tommy ağız mızıkası, Dazzy mandolin çalmaktadır. Jimmy’nin akerdeon’u da yanlarındadır. Pollyanna’ya da bir çift marakas verirler ve müzik yapıp dans ederler. Hepsi birbirleriyle kaynaşmış arkadaş olmuşlardır.
Yine bir gün kırlarda koşturup oynarken, Pollyanna’nın ortalarda gözükmediğini farkederler. Her yere bakarlar ancak Pollyanna hiçbir yerde yoktur. Koşarak eve gelip Polly Teyze’ye durumu anlatırlar. Nancy de Tom Baba’dan yardım ister. Çocuklar ve Tom Baba dört bir yana dağılıp Pollyanna’yı aramaya başlarlar. Bütün gece aramalarına rağmen bulamazlar. Sabah Tom Baba kucağında Pollyanna ile gelir. Tom Baba Pollyanna’yı bir çukurda bulmuştur. Pollyanna’nın bacağı kırılmıştır. Tom Baba onu hastaneye götürmüş, bacağını alçıya aldırtmıştır.
Pollyanna’yı sağ salim karşılarında görünce hepsi çok sevinirler. Ancak Polly Teyze çocukları evde istemez. Ayağı alçılı olduğu için yürüyemeyen Pollyanna da bütün gün yatmaktan sıkılmaktadır. Arkadaşlarını özlemiştir. Bunu Nancy’ye söyler. Nancy de Polly Teyze’yi bu konuda ikna eder. Arkadaşlarına kavuşan Pollyanna çok mutlu olur. Ayağa kalkar ve yürümeye başlar. Arkadaşlarıyla mutluluk şarkısını söyleyip dans ederler.
Karamsarlığı iyimserlikle, düşmanlığı dostlukla, çaresizliği mutluluk oyunuyla yenmeyi öğrenmişlerdir.
Nejdet CAN
08-11-08, 08:39 AM
Emre Aydın ın bu ödülü almasına çok sevindim.Çatalca Belediyesinin tiyatroda bu kadar aktif olmasıda çok güzel.
Valla etkinlik de ücretsizmiş...Okuyan herkes..cocugunu, kardeşini , yiğenini götürsün derim......
vBulletin v3.8.1, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.