PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bence mutlaka oy kullanmalısınız......


SiBeL
04-11-08, 02:48 PM
T.C. Adalet Bakanlığı'na,

14 yaşındaki kız çocuğuna cinsel istismar suçunu işlediği iddiasıyla tutuklu olarak yargılanan 78 yaşındaki Hüseyin Üzmez, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu’nca verilen “beden ve ruh sağlığı bozulmadığı” sonuçlu rapora dayanılarak Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nce tahliye edilmiştir. Bakanlığınıza bağlı bu kurumun raporu ve bu rapora dayanılarak verilen karar kamu vicdanını derinden yaralamıştır.

Bu amaçla, biz aşağıda imzası bulunanlar; Bakanlığınızca soruşturmacı görevlendirilerek hazırlanan; cinsel istismar suçunun mağdurunun “beden ve ruh sağlığının bozulmadığı” nı ileri süren raporun incelenmesini; Hüseyin Üzmez’in tahliyesine gerekçe olan raporun derhal düzeltilmesini ve tüm sorumlular hakkında soruşturma açılarak haklarında gerekli işlemlerin yapılmasını talep ediyoruz.







http://huseyinuzmezkararigerialinsin.com/

Nejdet CAN
04-11-08, 03:07 PM
Hemen oy kullandım.Böyle hayvanların dışarda dolaşmaması lazım.Adam utanmadan televizyon kanallarını dolaşıyor.Bu adamı televizyona çıkaranlarıda kınıyorum.

MehmetKuRt
04-11-08, 03:28 PM
Kararın geri alınacağını sanmıyorum ama inşallah alınır..:(

imhotep-77
04-11-08, 04:01 PM
bunları yapanların kessinler şeyini de ibret olsun bakalım buna yeltenenler bi daha böyle bişi yapıo mu

SiBeL
04-11-08, 06:07 PM
Adli Tıp'tan Hüseyin Üzmez açıklaması

Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu üyesi Prof. Dr. Hamdi Özkara, "çocuğa cinsel istismar" suçundan tutuklu yargılanan yazar Hüseyin Üzmez'in tahliyesine ilişkin bir açıklama yaptı ve "Maruz kalınan olay ne kadar nefret uyandıran bir davranış olsa da mağdurun değerlendirilmesi sonrası, objektif bir yaklaşımla kanunda sorulan mahiyette ruh ve beden sağlığının bozulmadığına karar verilmiştir" dedi.


Yazılı bir açıklama yapan Prof. Dr. Hamdi Özkara, mağdura ilişkin verilen rapor nedeniyle hakkında çıkan "geçmişte şaibeli rapor verdi" şeklindeki haber ve yazılar konusunda görüşlerini açıklamak istediğini bildirdi.

Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu'nun görevlerinin, çocuk düşürme ile ilgili suçlar, genel ahlak, aile düzeni aleyhine karşı işlenen suçlar, cinsel iktidar tespiti, çocuklara karşı cinsel eylem ile ilgili konular olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özkara, bu kurulun bir başkan, 2 adli tıp uzmanı ve kadın hastalıkları ve doğum, radyoloji, üroloji, ruh sağlığı ve hastalıkları, çocuk psikiyatrisi, adli antropoloji ve çocuk cerrahisi uzmanlarından oluştuğunu kaydetti.

Kendisinin de kurulda üroloji uzmanı bir üye olduğunu belirten Prof. Dr. Özkara, son günlerde kamuoyunun gündemine gelen konunun 5237 sayılı yeni TCK'nın 103/6 maddesi uyarınca verilen rapor nedeniyle ortaya çıktığını anımsattı.

Prof. Dr. Özkara, "çocuğa cinsel istismar" sonucu işlenen suçları kapsayan TCK'nın 103. maddesinin, 3 ile 8 yıl hapis cezası öngördüğünü, aynı maddenin 6. fıkrasına göre eylem sonucu mağdurun "beden ve ruh sağlığının bozulması" durumunda cezanın 15 yıldan aşağı olamayacağını hükme bağladığını belirtti.

Yasa gereği yapılan ayrım

Yasaya göre beden ve ruh sağlığı bozulan ile bozulmayan mağdurlar arasında bir ayırım yapıldığına dikkat çeken Prof. Dr. Özkara, "Eğer her mağdurun mutlaka beden ve ruh sağlığının bozulması kesin olsaydı, o zaman kanunun da herkese 15 yıl ceza hükmetmesi gerekirdi. Böyle bir durumda ise unutulmamalıdır ki örneğin ailesinin yanından kaçırılan zorla ve çok travmatik cinsel istismar vakaları ile diğerleri arasında bir fark kalmayacaktı" dedi.

Mağdurlar 6 ay sonra tekrar inceleniyor

Prof. Dr. Özkara, bu tip cinsel istismara maruz kalan mağdurlarda akut dönemde ortaya çıkan psikolojik etkilenmenin, bir süre sonra kişilere ve olayın kişide yarattığı etkiye göre farklılık gösterdiğini, bu nedenle kurum işleyişinde oluşturulan genel uygulamada, cinsel istismardan hemen sonra değerlendirilmiş olsalar dahi mağdurların olaydan 6 ay sonra tekrar incelendiklerini kaydetti.

Bu olayın, mağdurun annesinin telefonunun mahkeme kararıyla Bursa emniyeti tarafından erkeklere para karşılığı yaşı küçük çocukları fuhuş amaçlı pazarlamak şüphesiyle izlenmesi sonucu ortaya çıkarıldığını hatırlatan Prof. Dr. Özkara, olay sonrası mağdurun ailesinden alınarak yurda yerleştirildiğini anımsattı.

Prof. Dr. Özkara, mağdurun ifadesinde, "annesinin kendisini eylemi gerçekleştiren kişiye birden çok defa yolladığını, annesinin olayı bildiğini ve cinsel tacizin elle okşama ve öpme şeklinde gerçekleştiğini" söylediğini aktardı.

Uludağ Üniversitesi'nden verilen raporda "Saptanan anksiyete ve depresyonun hangi olayla bağlantılı olduğunun kesin olarak belirlenemeyeceği' şeklinde görüş belirtildiğini kaydeden Özkara, bu ifadeden de "mağdurun durumunun cinsel istismar olayı mı, yoksa evden ayrılıp yurda yerleştirilmesiyle mi ilintili olduğu ayrımının yapılamadığının" anlaşıldığını savundu.

Yeni değerlendirme

Prof. Dr. Özkara, mahkemenin mağdurun tekrar değerlendirilmesi isteği üzerine olayın üzerinden 6 ay geçmesi nedeniyle kurulun, mağduru kurul ortamında üyeler, adli tıp ve sosyal hizmet uzmanları ile birlikte ve ayrı ayrı 3 saate yakın süreyle değerlendirdiğini ifade etti:

"Maruz kalınan olay ne kadar nefret uyandıran bir davranış olsa da mağdurun değerlendirilmesi sonrası, objektif bir yaklaşımla kanunda sorulan mahiyette ruh ve beden sağlığının bozulmadığına karar verilmiştir. Hukukun evrensel doğrusu, sevdiğimiz kişi için farklı, sevmediğimiz kişi için farklı kararlar verilmemesini gerektirir.

Ayrıca unutulmamalıdır ki verilen bilirkişi raporu, tıbbi ve vicdani kanaat raporudur. Bu rapor en fazla kişinin 8 ya da 15 yıl hapis cezası ile cezalandırması konusunda yol gösterici olabilir. Kişi medyada yansıtıldığı gibi bir rapor ile beraat edemez ya da suçlu sayılamaz. Hala bu kişinin mahkemesi devam etmektedir. Bir kişinin tutuklu veya tutuksuz yargılanmasına karar verecek yegane merci mahkemelerdir.

Adı geçen kişinin tutuksuz yargılanmak üzere salıverilmesi mahkemenin kararıdır. Kişinin cezalandırılıp cezalandırılmaması, tahliye edilip edilemeyeceği ve cezanın süresi mahkemenin vereceği kararlardır."

Kendisi hakkında çıkan haberler

Prof. Dr. Hamdi Özkara, kendisi hakkında basında çıkan haberlerle ilgili olarak da, "Basında hakkımda yanlış olarak yazılan ve eskiden şaibeli rapor vermiş olduğum konusu tamamen haksız bir suçlamadır. Hakkımda çıkan ve sadece bir gazetede yayımlanan haksız suçlama dikkatle incelendiği zaman bu iddianın cinayet işleyen ve mahkum olan kişinin avukatı tarafından dile getirilmiş olduğu ve daha sonra herhangi bir soruşturmaya dahi gerek duyulmadığı görülecektir. Bu konu ile ilgili basın açıklaması, o dönemde Adli Tıp Kurumu tarafından yapılmıştır" dedi.

SiBeL
08-11-08, 12:26 PM
Bir Teşekkür Ilanı

- ışık Hızıyla Tahliyemi Sağlayan Yargı Mensuplarına...
- Beni 3 Avukat Savunurken, çocuk Için Avukat Tutmayan Shçek Yetkililerine...

- "intihar Etmeyi Düşünüyorum" Diyen çocuk Için "psikolojisinde Bozulma Yok" Diyen Istanbul Adli Tıp Kurumu'na Ve Adalet Bakanı'na...
- çoluk-çocuk Sahibi Olduğu Halde Sessiz Kalarak Benden Yana Tavır Koyan Sağlık Bakanı'na...
- Kadının Saçının Teli Görünecek Diye Ortalığı Birbirine Katarken Benim Olayda Kıllarını Kıpırdatmayan Din Kardeşlerime...
- Türban Için Insan Hakları Mahkemesi'ne Giderken Bu Olayı Görmezden Gelen First Lady'ye...
- "din Tüccarı Yazar" Olduğum Için Benden Desteğini Esirgemeyen F-tipi Medya Organlarına...
- Toplumsal Sorumluluğu Sadece "ermeni Ve Kürt Sorunuyla" Sınırlı Yazar Ve Aydınlara..

- Beni Almaya Geldiğinde Gururlu şekilde Sırıtan Eşime...

Teşekkürü Bir Borç Bilirim...

Hüseyin üzmez

Nejdet CAN
08-11-08, 03:31 PM
:smile2:Eşi gerçekten çok gururluydu.Özellikle en büyük teşekkürü o haketti bencede.

Gökçay
12-11-08, 02:48 PM
hemen bende oy kullandım