|
|
|
|
#1 |
|
Senior Member
Üyelik tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 1.180
![]() |
Çoğumuz babamız henüz hayattayken onun yüzüne bir kere bile dikkatle bakmayız. Baba 'baba' sözcüğünü kullanmaya başladığımız günden itibaren sürekli karşımızda duran bir alışkanlıktır. Yıllarca babamızdan değil,bir alışkanlıktan bahsederiz:
Annemize,'babam bu gün neden gecikti'diye sorarız; kardeşimize, 'babam yine su istiyor'der ve dertleniriz; bazen de, 'babama hangi yalanı uydursam, 'diye planlar kurarız kafamızda. Baba her seferinde bize biraz uzak, biraz yabancı birisidir. Her gün elbiselerini giydirip sokaklara saldığımız o 'biraz' yabancının, zamanın karşısında an be an nasılda eriyip gittiğini farkedemeyiz bile. Oysa ilkin ve hep onun elbiseleri yaşlanır, ilkin ve hep onun saçları ağarır ve hep o öksürür. Bizim, bir alışkanlığın perde gerisinden baktığımız o yüzde zaman, çizgilerden, girintilerden ve çıkıntılardan yeni bir yüz yapar, bunu da farketmeyiz. İçimizden az buçuk dikkatkesilenler bilirler ki, baba göz altlarındaki torbalarda yorgunluk biriktiren kederli göçmenidir evimizin.Bir an gelir,göz altlarındaki torbaların ağzını gözlerinin feriyle bağlayamaz olur artık. Bir an gelir, o iki bağcık da hiç ummadığımız bir vakitte, hiç ummadığımız bir yerde çözülüverir. Çözülüverir ve babamız,bizden sakladığı bütün yorgunluklarını orta yerde bırakıp, kasketinin altını terkeder. Biliyormusuz,babamız bir gün ilk defa gerçekten ölür!.. Babamız bir gün ilk defa gerçekten ölür ve biz ilk defa o gün anlarız, evimizde bir babamız olduğunu. O gün anlarız ki, aramızda dolaşan yalnızca alışkın olduğumuz bir gölge değildi; o gün anlarız ki artık annemizle anlaşarak kandıracağımız bir saflık, sessiz sedasız çekilip gitmiştir aramızdan; ve o gün anlarız ki 'baba'dan bize kalan, bir kelimeden çok öte, çok daha ağır bakiyedir. Şeceremizi bir arada tutan en kalın damar ansızın kopmuş, şimdiya kadar nasıl durduğunu düşünmediğimiz aile şemsiyemiz yağmur vurdukça su geçirmeye başlamıştır. Daha başka şeyler de olmuştur baba gidince:içimizdeki korku kaybolmuştur artık;sofranın baş köşesinde yaşlı, kocaman bir boşluk açılmıştır; akşam haberlerinde esirgenmeden savrulan bir küfür orta yerde sahipsiz kalmıştır; dahası, babayla beraber ilgi duymadığımız pek çok memleket haberi de sınırlarımızın ötesine göçmüştür. Baba ölürken bize bir iyilik yapmış,üzerine dertlenilen bir ülkeyi de kendi gövdesiyle beraber ölmüştür... Artık içimizden hiç kimsenin, babanın yerine baba olamayacağını, vaktin çıkıp çıkmadığını onun sesiyle soramayacağını anladığımızda, çaresiz bir şeyler yaparız:kendimizi babamızın hiç ölmediğine, şeceremizin hiç dağılmayacağına inandırmak için,onun en sevdiğimiz resmini büyülterek, annemizin ya da en büyük kardeşimizin odasındaki duvarın orta yerine konduruveririz. Konduruveririz ve resme bakarken ilk defa babamızın yüzüyle yüzleşiriz. Böylelikle ilk kez, babamızın gözlerinde bir göç öncesinin alınganlığını görürüz; babamızın saçlarının fazlasıyla beyazlaşmış olduğunu görürüz,ilk kez görürüz ki, babamızın alnı yaşadığımız coğrafyanın kaderiyle aynıdır: Babamızın alnı,sanki savaştan hiç kurtulmamış bir cephe yerine benzetilmektedir; babamızın alnı,bizzat hayatın alnıdır! Onu yeniden aramıza çağırmakla, onun yüzünü her gün görebileceğimiz bir yerde ağırlamakla, bir süreliğine de olsa, ölü babamızla ilk kez içtenlikle baba evlat haline geliriz. Konuk ettiğimiz insanlara anlatırız onu,onun kim olduğunu sorançocuklara; öyle ki, onun kim olduğunu sormayanlara içlendiğimiz bile olur. Duvarda,bir yanlarını yeni yeni hatırladığımız, çerçeve içinde bir babamız vardır artık... Ama mevsimler, gün gelir, babamızın duvardaki resmini de soldurmaya başlar.Babamızın göz altlarını tutan o incelmiş bağcıklar, bir kere daha unutkanlığımız tarafından kopmaya terk edilir. Aramızda heyecanla çağırdığımız sevgili ölümüzü yüzü, mahkum olduğu çerçeve içinde tekrardan bir gölgeye, tekrardan bir alışkanlığa dönüşür. Bir evden başka bir eve taşınırken, eşyalarımızın arasında can çekişir durur; yeni evimize uygun olup olmadığını düşünecek kadar uzaklaşır aramızdan. Nihayet, yeni evlerimiz, bu yakışıksız yabancının resmini duvarları için uygunsuz bulmaya başlar.Yeni evlerimizin duvarları, su kenarlarını, tarlaları, yorgun işçi tulumlarını, bir memurun çantasını, bir askerin kaputunu, bir kasketin alınlığını ve bütün o eski alışkanlıkları kabul etmez olur artık. Bir gün biz yine fark etmeden, duvardaki yerinden de devrilir babamız. BİR GÜN BABAMIZ İKİNCİ KEZ ÖLÜR! alıntı..... |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Senior Member
|
![]() Bugün 03.03.2009.Babamız Koreli Mustafa Can ı kaybettiğimizin 25.yıl dönümü(03.03.1984).Sevgili Filo çok güzel bir yazı yazmışsın ellerine sağlık. Babamız Mustafa Can bizler için hayatımızdaki en önemli insandı.25 yıl bir çok insana göre çok uzun geliyordur.İnsanlar 25 yılda bir çok şeyi unutur diye düşünürüz .Ama 25 yılda bile Babamızı bırakın unutmayı her geçen gün daha büyük bir özlemle anıyoruz.Bizler gibi sevdiklerini kaybeden arkadaşlarımız bunu daha iyi anlıyorladır eminim. Babalar ile ilgili bu güzel yazıyı da görünce, bugünde bizim için anlamlı bir gün olunca duygularımı paylaşmak istedim. Bizlere verdiği maddi ve manevi tüm değerler için Babamıza , Mustafa Can ın çocukları olmamızı sağladığı için Yüce Allah a teşekkürler ediyoruz.... |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Senior Member
Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 281
![]() |
Sevgili arkadaşlar; Güzel yazılarınızda belirttiğiniz bizler için ayrı değerleri olan, özel insanlar, aramızdan zamansız ayrılan doyamadığımız babalarımız...
1976 haziranın da aramızdan ayrılan babacığım için, memleketimize gittiğimde mezarını ziyaret edip, dua etmek manevi olarak beni hep rahatlatmışken mutlu eden bir şeyde onca yıla rağmen her mezara gidişimde babamın mezarının tertemiz olduğu, üzerindeki güllerin bile dikkatlice budandığını gördüğümde, annemin ona beslediği duyguları anlamak hiçte zor olmuyor. Ruhun şad, mekanın cennet olsun. |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Senior Member
|
Bugünde Babamızı kaybetmenin 26.yılı.Umarım Annemizle oradada kavuşmuşlardır.
__________________
Ben dostlarımı ne kalbimle, nede aklımla severim.
Olur ya... Kalp durur... Akıl unutur... Ben dostlarımı ruhumla severim O ne durur, ne de unutur.... (Mevlana) |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Super Moderator
|
![]() Bu adam benim "BABAM"...
__________________
89/4 Batman İl Jandarma Komutanlığı
01.12.2009 - 24.02.2011 |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Senior Member
|
Mustafa daha önce dikkat etmemişim ayarlamaya kalksam beceremem Dedenin resmide tam sol yanımda duruyor.İkimizde Babalarımızın resmini koymuş gibi olduk.Şunuda söylemeden geçmeyim.Sevinerek itiraf edeyim ki Babam da Oğlumda benden çok yakışıklı
__________________
Ben dostlarımı ne kalbimle, nede aklımla severim.
Olur ya... Kalp durur... Akıl unutur... Ben dostlarımı ruhumla severim O ne durur, ne de unutur.... (Mevlana) |
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|